KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLUYLA TAKİPTE YETKİ İTİRAZI

 

Kambiyo senetleri ile anlaşılması gereken Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen çek, bono(emre muharrer senet) ve poliçedir. İcra ve İflas Kanunu’nda kambiyo senetlerine ilişkin özel bir haciz yolu düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip aşamaları, genel haciz yoluyla ilamsız takibe benzer olsa da itirazlar ve şikâyetler bakımından bir takım usul farklılıkları mevcuttur.  Bu yazıda kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takibe ilişkin yetki itirazı incelenmiş olup diğer itiraz ve şikâyet usullerine değinilmemiştir. 

 

Yetkili İcra Dairesi ve İtiraz

Kambiyo takibi bakımından yetkili icra daireleri aşağıdaki gibidir:

*Genel yetkili yani borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi, (İİK m.50, HMK m.6)

*Kambiyo senedindeki borcun ödeneceği (ifa edileceği) yer icra dairesi, (İİKm.50, HMK m.10)

*Bono ve çekin düzenleme yerinde de takip yapılabilir.(İİKm.50) [1]

 

Alacaklı tarafından şekil şartlarına uygun bir kambiyo senedi ile icra takip talebi daireye verildiğinde icra memurunca, senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görülürse borçluya Örnek No:10 Ödeme Emri gönderilir. 

Borçlu ödeme emrini tebliğ aldığında, ilgili icra müdürlüğünün yetkisiz olduğunu düşüyorsa, 5 (beş) gün içerisinde yetki itirazını icra mahkemesine bildirmelidir.(İİK m.168/1-5) Borçlunun yapacağı bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmayacaktır. 

Yetki itirazı, takibin başlatıldığı icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesine yapılmalıdır. Yetki itirazında, yetkili olduğu düşünülen icra dairesi mutlaka açıkça gösterilmelidir.(İİK m.50, HMK.19)[2]

 

Takibin Durdurulması (İİKm.169/a)

Yukarıda da belirttiğimiz gibi borçlunun yapacağı itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmayacaktır. Ancak icra mahkemesi borçlunun itiraz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir.(İİK m.169/a 2.f) İtiraz dilekçesi verirken bu hususun göz önünde bulundurulması kanaatindeyiz. 

 

Yetki İtirazının Kabulü Durumunda

İcra mahkemesi, yetki itirazının kabulü halinde dosyanın yetkili icra müdürlüğünü kararında belirtir. Daha sonra HMK m.20 uyarınca taraflardan birinin(genellikle takip başlatan taraf) kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini talep etmesi gerekir. 

HMK m.20  gereğince, yetkisizlik kararı kesinleşmeden takip dosyası, yetkisizliğine karar verilen icra müdürlüğünce, mahkeme kararında yetkili yer olarak gösterilen icra dairesine gönderilemez. Aksi takdirde, takip dosyasının gönderildiği yetkili icra dairesinde yürütülen takip mükerrer olarak kabul edilir.[3]            

 

Kötü Niyet Tazminatı

İİK m.169/a 6. Fıkrasında kötü niyet tazminatına ilişkin düzenleme yapılmıştır. Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir denilmektedir. Ancak yasa koyucu burada mahkemenin esasa girerek itirazı kabul etmesi şartını aramıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin bir kararında değinildiği üzere; borçlunun yetkiye ilişkin itirazı mahkemece kabul edildiği taktirde alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemeyeceği ifade edilmiştir. 

“Borçlu, icra mahkemesinde aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibe karşı, icra müdürlüğünün yetkisine ve ayrıca borca itiraz etmiştir. İcra mahkemesince yetki itirazı kabul edilerek, ..... İcra Müdürlüğünün yetkisizliğine ve kararın kesinleşmesi halinde dosyanın yetkili Nöbetçi ...... İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. İİK'nun 169/6. fıkra ve maddesine göre; "Alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazının esasa ilişkin nedenlerle kabulü gerekir". Bu nedenlerle mahkemece alacaklının takip konusu alacağın % 20'si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi isabetsiz ise de anılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması cihetine gidilmiştir.” [4]

 

Senet Üzerinde Yetkili İcra Dairesi ve Mahkemesinin Yazılması Durumunun Etkisi

Uygulamada yaygın olarak kullanılan senetler matbu formda olup genellikle senet üzerinde “taraflar arasında ihtilaf vukuunda ….. Mahkemeleri/İcra daireleri yetkilidir.” şeklinde cümleler yer almaktadır. Bu cümle yetki şartı hükmünde olsa da yetki şartının geçerli olabilmesi için HMK’da aranan bir takım şartlar mevcut olmalıdır. 

HMK m.17 gereğince tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Burada bahsedilen “tacirler” kavramı işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişilerden olmasıdır. Dolayısıyla senedin her iki tarafı da tacir olmadığı taktirde bu yetki şartı geçersiz olacaktır.[5]

 

 


[1] (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, Ekim 2018, Yetkin)

[2] Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce, yetki itirazında hangi yer icra dairesinin yetkili olduğunun açıkça yazılmamış olmasına rağmen itiraz dilekçesinin içeriğinden yetkili olduğu ileri sürülen icra dairesinin neresi olduğunun anlaşılabildiği durumlarda itirazın geçerli olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, somut olayda da itiraz dilekçesinin başlık bölümünde ikamet adresinin Bağcılar olarak açıklandığı, itirazın yapıldığı cümlenin ise “takip adresimin bulunduğu yer icra müdürlüğü nezdinde ikame olunmak durumundadır” şeklinde olması nedeniyle, ikamet adresinin bulunduğu yerin yani Bağcılar’ın bağlı olduğu Bakırköy icra dairesinin yetkili olduğunun ileri sürüldüğünün kabul edilmesinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, çoğunluk tarafından bu görüş, yetki itirazında yetkili icra dairesinin açıkça belirtilmesinin gerektiği, adres olarak belirtilen Bağcılar’da adli birimlerin bulunmadığı, dilekçede yer alan diğer yer ismi olan İstanbul icra dairesi nezdinde de icra takibinin başlatılmış olması nedeniyle yasanın aradığı açıklıkta bir yetki itirazının bulunmadığına karar verilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.4.2014 tarihli, E. 2013/19-1520 ve K. 2014/524 sayılı kararı, Referans kaynak: Yrd. Doç. Dr. Nilüfer BORAN GÜNEYSU, Yargıtay’ın Bir Kararı Işığında İlamsız İcra Takibinde Yetki İtirazı)

[3] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/709 E. 2018/1497 K. T:19.2.2018

[4] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2004/19527 K. 2004/24704 T. 30.11.2004, Referans kaynak: https://www.damladurmus.com.tr/Haber/icra-takibinde-yetkiye-itirazda-kotuniyet-tazminatina-hukmedilmeyecegine-dair-yargitay-karari.html

[5] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2015/34121 E., 2016/11455 K. Referans kaynak: Av. Mehmet Kaya, Antalya Barosu-1264