Sözleşmenin Şekil Şartına Uyulmadan Yapılması Durumu:

Bu yazıda, kanunda öngörülen şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşmelerin hukuki durumu ve Yargıtay’ın konu hakkındaki kararları incelenmiştir. 

*6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 12/2. maddesine göre:

“Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.”

Denilerek, kanunda bir sözleşmenin kurulması için şekil şartı öngörüldüğü durumlarda bu şekil şartına uyulmasının sözleşmenin hüküm doğurması için kural olarak geçerlilik şartı olduğu belirtilmiştir.

 

Örneğin;

*2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda araç satış sözleşmelerinin noterler tarafından yapılacağı düzenlenmiştir:

“Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. 

Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.”

Buna göre tescil edilmiş herhangi bir aracın, sözlü ya da adi yazılı sözleşmeyle satış ve devir işlemleri geçersiz olacaktır. 

 

Bir diğer örnek olarak;

Taşınmaz satış sözleşmelerinin resmi şekil şartına tabi olduğu ve sözleşmelerin tapu memuru huzurunda yapılacağı aşağıdaki yasa maddelerinde öngörülmüştür.

*Türk Borçlar Kanunu 237. Maddesine göre: “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.”

*Türk Medeni Kanunu 706. Maddesine göre: “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.”

*Tapu Kanunu 26. Maddesine göre: “Mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve müşterek bir arzın hissedarları veya birbirine muttasıl gayrimenkullerin sahipleri arasında bunlardan birinin veya bir kaçının o gayrimenkul üzerinde mevcut veya inşa edilecek binanın, muayyen bir katından veya dairesinden yahut müstakillen istimale elverişli bir bölümünden munhasıran istifadesini temin gayesiyle Medeni Kanunun 753 üncü maddesi hükümlerine göre irtifak hakkı tesisine veya tesisi vadine mütedair resmi senetler tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edilir.”

Bu maddeler ışığında, bir taşınmazın mülkiyetinin devrini konu edinen satış sözleşmesinin tapu memuru huzurunda yapılmaması, sözleşmeyi geçersiz kılacaktır. 

 

Şekil Şartına Uyulmadan Yapılan Sözleşme Kapsamında Verilen Paranın İadesi: 

TBK’nın 12/2. maddesinde açıkça yasada sözleşmeler için öngörülen şeklin, kural olarak geçerlilik şekli olduğu belirtilmiş ve öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı düzenlenmiştir. 

Uygulamada, taraflar arasında kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan sözleşme yapılıp, daha sonra tarafların anlaşmazlık yaşaması sebebiyle, karşı tarafa verilen paranın iadesine ilişkin uyuşmazlıklarla karşılaşılabilmektedir.(Örneğin araç satışına ilişkin sözleşmenin noterde yapılmadan, adi yazılı şekilde yapılması durumunda)

Şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkânsızlık, hukuka ve ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan nedeniyle kazandırmayı geçersiz kılan sebeplerdir.[1] Dolayısıyla kanunda öngörülen şekil şartı yerine getirilmediğinden hukuki işlem geçersiz olacağı için taraflardan biri, karşı tarafa vermiş olduğu parayı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talep edebilecektir.

 

Yargıtay’ın da konuya ilişkin kararları aşağıdaki gibidir:

*Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. Taraflarca imzalanmış adi yazılı sözleşme geçersiz olup, geçersiz bir sözleşme uyarınca verilen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri iadesi mümkündür.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/2154 E.,  2016/10898 K.

“Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlı olduğu, yasanın aradığı şekil şartı geçerlilik şartı olup bu şart gerçekleşmediğinden taraflar arasında imzalanmış olan adi yazılı sözleşmenin geçersiz olduğu, geçersiz bir sözleşme uyarınca verilen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri iadesinin mümkün olduğu, bu nedenle davacının davalıya yaptığı ödemeyi isteyebileceği, ancak geçersiz sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın talep edilemeyeceği,”

 

*Trafikte kayıtlı araçların, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 20/d maddesi uyarınca harici satışları geçersiz olup, herkes sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiğini geri isteyebilir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/2686 E., 2018/6122 K.

Trafikte kayıtlı araçların satışı sözleşmesinin KTK 20/d’ye göre noterlikçe yapılması geçerlilik şartıdır. Diğer bir ifadeyle, adi yazılı veya sözlü satışlar daha sonradan noterlikçe resmi satış yapılmadığı sürece geçersizdir. Harici sözleşme “araç satış vaadi” şeklinde nitelendirilemez, alıcı yapılan bu sözleşmeye göre aracın kendi üzerine tescilini talep edemeyeceği gibi satıcı da satım bedelinin ödenmesini talep edemez. 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca harici satışlar geçersiz olup, herkes sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiğini geri isteyebilir. Hukuken geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını aynı anda iade etmekle mükellef olduğu gözetilerek davacının davalıya ödediği bedelin tespit edilerek bu bedelin tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

 

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2009/13265 E., 2010/5844 K.

…Taraflar arasında düzenlenen trafikte tescilli aracın satışına ilişkin sözleşme haricen düzenlendiği için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesi uyarınca geçersizdir. Hukuken geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını aynı anda iade etmekle mükelleftirler. Mahkemece aracın iadesine ve ödenen bedelin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

 

*Bununla beraber 13/1. Maddesinde ise:

“Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak, sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.”

Denilerek, kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülmüş bir sözleşmenin değiştirilmesi de aynı şekil şartına tabi olduğu belirtilmiştir. Burada bahsedilen şekil kanuni şekil şartı olup, tarafların iradi yazılı şekle tabi tuttukları sözleşmeler için geçerli olmayacaktır.[2] 

Yargıtay uygulamasına da baktığımızda, kanunda şekil şartı aranan bir sözleşme için, değişiklik yapılması ya da ek sözleşme yapılması durumunda, taraflardan birine daha ağır ve fazladan bir yükümlülük getirecek ise bu ek sözleşmenin de aynı şekil şartına uygun olarak yapılması gerektiği aksi halde sözleşmenin geçersiz olacağı vurgulanmıştır.

Bu hususla ilgili Yargıtay kararı aşağıdaki gibidir:

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2018/4892 E.,  2019/153 K.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin, tapu devri taahhüdü içermeleri nedeniyle BK’nın 213 (TBK 237), MK’nın 706, Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60. madde hükümleri gereğince bizzat tapu memuru huzurunda veya noter aracılığı ile düzenleme şeklinde yapılmaları geçerlik koşuludur. BK 12. madde (TBK 13. madde) uyarınca da kanunda şekle bağlı olarak yapılması gerektiği düzenlenen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de aynı şekle uyulmasında zorunluluk bulunmaktadır. Somut olayda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine ek olarak düzenlenen 25.02.2010 tarihli adi yazılı sözleşmede, asıl sözleşmedeki yükümlülüklere ek olarak yüklenici tarafından sözleşmeye aykırılık halinde cezai şart ödenmesi kararlaştırılmıştır. Ek sözleşme kapsamında yapılan bu düzenlemenin tamamlayıcı yan hüküm niteliğinde değil, taraflardan birine fazladan ek ve ağır yükümlülükler yükler nitelikte olması nedeniyle, şekil şartına uyulmaksızın yapılan adi yazılı ek sözleşmenin geçerli olduğundan bahsedilemez. Bu durumda, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak cezai şart da istenemeyecektir.

 

SONUÇ: Türk Borçlar Kanunu’nun 12/2. maddesine göre yasada sözleşmeler için öngörülen şeklin kural olarak geçerlilik unsuru olduğu düzenlenmiştir. Buna göre, öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı ifade edilmiştir. Ayrıca 13/1. maddesinde de kanunda şekil şartı aranan bir sözleşme için, değişiklik yapılması ya da ek sözleşme yapılması durumunda, taraflardan birine daha ağır ve fazladan bir yükümlülük getirecek ise bu ek sözleşmenin de aynı şekil şartına uygun olması aranmıştır. Tüm bunların yanında Yargıtay’ın, sözleşmenin geçersizliğini bilen tarafın edimini ifa etmeyerek karşı tarafta menfi zararların oluşmasına sebebiyet vermesi ve daha sonradan bu geçersizliğe dayanması durumunda Türk Medeni Kanunu 2. maddesinin gözetilmesi gerektiğine ilişkin kararını da hatırlatmış olalım.[3]


[1] Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 20. Baskı, Sayfa: 898.

[2] Fikret Eren, Age, Sayfa: 303-304.

[3] Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2013/13723E., 2013/16744 K.: “Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; geçersiz olan sözleşmeden doğan edimini diğer tarafa güvenerek ifa eden davacı tarafın, sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğramış bulunduğu menfi zararını talep edebileceğinin kabulü gerekir. Aksi halin kabulü, eş söyleyişle sözleşmenin geçersizliğini bilerek imzalayan davalı tarafın daha sonra bu geçersizliğe dayanan savunmasına itibar edilmesi, TMK’nun 2.maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacaktır.
 O halde mahkemece; öncelikle davacı tarafın aldığı kredinin davaya konu olan geçersiz satış sözleşmesinin ifası amacıyla alınıp alınmadığı araştırılmalı, şayet bu amaçla alındığı tespit edilirse kredi sözleşmesinin iptali nedeniyle bankaya ödediği bedelden ibaret bulunan menfi zararının davalıdan tahsiline karar verilmelidir.”